Fiyat Sor | 0 212 314 66 00

SAĞLIK REHBERİ

MEMORIAL WELLNESS İLE SAĞLIKLI VE UZUN BİR YAŞAM

Gıda intolerans testi

Son yıllarda iyi yaşam” kavramı ile birlikte vücudumuzun hangi gıdaya olumsuz tepki verdiğini belirleyen gıda intoleransı testleri oldukça öne çıkıyor. Bu testler sayesinde metabolizmamızı kötü etkileyen; hastalıklara, fazla kilolara ve geçmeyen yorgunluğa yol açan gıdalar listelenerek sağlıklı bir yaşam için yol haritası çiziliyor. Medroyal (Memorial Merkez Laboratuvarı) Direktörü  Doç. Dr. Nilgün Tekkeşin, gıda intoleransı testlerine yönelik bilgi verdi. 

Vücudun savunma sistemi, kan dola­şımına giren tüm yabancı cisimlere karşı bağışıklık reaksiyonu göstermektedir. Kandaki yabancı maddeleri etkisiz hale getiren proteinleri (immunoglobülinler, antikorlar) üretir. Yüksek geçirgenliğe sahip olan sorunlu bir bağırsak (geçirgen bağırsak sendromu) veya zayıf bir bağışıklık (immün) sistemi tüketilen besinlerin yabancı cisim gibi algılanmasına neden olabilmektedir.  Genetik yatkınlıklar, işlenmiş gıdalar, olumsuz beslenme alışkanlıkları ve anne sütünden yeteri kadar faydalanamama gıda intoleransı sebepleri arasında yer almaktadır.

Gıda İntolerans Testi Nedir?

Gıda intolerans testleri, çok sayıda farklı besine karşı verilen immünolojik reaksiyonları incelemektedir. İlgili gıdanın tespitinin yapılmasıyla hangi besinlerin vücudu zorlayarak patolojik sorunlara sebep olduğunu ve hangilerinin bağışıklık reaksiyonuna yol açtığını gösterir. Bağışıklık sistemi, hastalığa yol açan mikropları etkisiz hale getirme işlevine sahiptir. Bedenin reaksiyon verdiği bu besinlerden kaçınılması ile bağırsaktaki toksinlerin boşaltmasına olanak sağlanır ve böylece beden iyileşebilir.

Gıda İntoleransına Ne Sebep Olur?

Gıda intoleransının ortaya çıkması çeşitli sebeplere bağlı olup, bunların bir kısmı henüz tamamen araştırılma­mıştır ya da hala tartışmaları devam etmektedir. En önemli nedenler; sağlıklı bir bağırsağa göre sindirilen gıdalar için daha yüksek geçirgenliğe sahip olan hastalıklı bir bağırsak (geçirgen bağırsak sendromu) veya zayıf bağışıklık (immün) sistemdir. Bağışıklık sistemi, bu yabancı maddelere, belirli bir IgG antikoru oluşumu ile yanıt verir. Ancak, IgG ve bağlı gıda bileşenlerinin oluşturduğu immün kompleksin büyük miktarlarda oluşması, mevcut durumdaki hastalık bulgularını ağırlaştırabilir.

Bağırsak epitelinin geçirgenliğini etkileyen faktörler arasında; antibiyotikler, ilaçlar, kötü beslenme, alkol, parazitler, bakteriler, virüsler ve stres bulunmaktadır. Diğer bazı etken faktör­ler aşağıdadır;

  • Gıda intoleranslarında genetik yatkınlık mevcuttur.
  • Çocuklarda gıda intoleransları, anne sütü verilmemesi ya da sütten erken kesilmeden kaynaklanabilir.
  • Sağlıksız beslenme alışkanlıkları kritik rol oynar. Hatta belirli beslenme alışkanlıkları gıda intoleranslarının gelişimini artırır. Gıda intoleranslarına neden olan pek çok faktör değiştirilebilir. Beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler, sağlık durumunu iyileştirmek için önemli bir fırsat sağlar.
  • Besinlerin endüstriyel olarak işlenmesi, içeriklerindeki çeşitli yasal katkı maddeler (gıda boyası, koruyucular, tatlandırıcılar) ve zararlı maddeler gıda intoleranslarını ilerletir ve belirli reaksiyonlara sebep olabilir. Bu tip gıdalar histaminik uyarı yapacak nitelikte besin intoleransı ortaya çıkarabilirler.
  • Çevresel stres de gıda intoleransına neden olabilmektedir.

Besin Alerjisi mi? Gıda İntoleransı mı? Arasındaki Fark Nedir?

Tip I hipersensitivite (aşırı hassasiyet, reaksiyon) türünde klasik bir gıda alerjisidir, IgE sınıfı antikorların, gıda bileşenlerine karşı oluşturduğu immün reaksiyona dayanmaktadır. Alerjik reaksiyon hayati tehlike oluşturabilir ve genellikle sindirimden hemen sonra meydana gelir. Ancak bir gıda intoleransı durumunda, reaksiyon bir sürelik gecikmeden sonra meydana gelir. Genel olarak belirgin olmayan bulgular, hasara sebep olan gıda bileşeninin sindiriminden saatler veya günler sonra ortaya çıkar. Ancak, hayati tehlikesi yoktur.

 

 

Eş anlamlı*

İlgili antikor
sınıfı

Semptomların
ortaya çıkması

Gıda Alerjisi

Tip I hiper-
sensitivite /
Tip II alerji

IgE

Aniden (örn.
Deri kızarması
/ şişme

Gıda Intoleransı

Tip III Alerji

IgG

Gecikmeli
(spesifik değil)


*Belirli gıdalara karşı Tip I hipersensitivite varsa (IgE antikoru şeklinde), bu gıdalardan tamamıyla kaçınılmalı veya yalnızca bir doktora danışılarak dikkatlice tüketilmelidir. Bu ürünler, IgE antikorların sorgulandığı alerji testlerinde ortaya çıkar. Gıda alerjisi ile gıda intoleransı bu noktada ayrılır. İntolerans testinde bu gıdalara karşı herhangi bir reaksiyon ortaya çıkmaması (IgG antikoru şeklinde) durumunda da aynı önlemler geçerlidir.

Gıda intoleransı belirtileri nelerdir?

Gıda intoleransı ve gıda alerjisinin bazı belirtileri benzerdir ancak ikisi arasındaki farklar çok önemlidir. Tolere edilemeyen bir yemeği bırakmak kişiyi mutsuz edebilir. Ancak, gerçek bir gıda alerjisi durumunda, vücudun bu besine tepkisi hayatı tehdit edici olabilir.

Bir gıdaya verilen alerjik reaksiyon, bağışıklık sistemini içerir. Bağışıklık sistemi vücudun kendini nasıl koruduğunu kontrol eder. Örneğin, bir kişinin inek sütüne karşı alerjisi varsa, bağışıklık sistemi inek sütünü istilacı veya alerjen olarak tanımlar. Bağışıklık sistemi immunglobulin E (IgE) adı verilen antikorları üreterek aşırı tepki gösterir. Bu antikorlar, kimyasalları salgılayan ve alerjik reaksiyona neden olan hücrelere gider. Her bir IgE molekülü, her tip alerjen için spesifik bir “radar”a sahiptir.

Yiyeceklere karşı intoleransın aksine, gıda alerjisinde o besinden mikroskobik bir miktar yemek, besine dokunmak veya teneffüs etmek ciddi veya hatta yaşamı tehdit eden bir reaksiyona neden olabilir.

Besinlerdeki alerjik reaksiyonların belirtileri genellikle ciltte, kurdeşen, kaşınma, cildin şişmesi şeklinde görülür. Gastrointestinal semptomlar kusma ve ishali içerebilir. Solunum şikayetleri, deri ve gastrointestinal semptomlara eşlik edebilir, ancak genellikle tek başına gerçekleşmez.

Anafilaksi, çok hızlı bir şekilde gerçekleşen ciddi bir alerjik reaksiyondur. Anafilaksi belirtileri nefes almada zorluk, baş dönmesi veya bilinç kaybı içerebilir.

Gıda İntoleransı Tanısı Nasıl Konulur? 

Antikor durumunun test ile belirlenmesi, hastalığı geleneksel yöntemlerle açıklığa kavuşturulamayan ve tedavi edilemeyen, çeşitli şikayetlerden muzdarip hastalarda ilave bir önlemdir. Kronik yorgunluğa, sindirim sistemini tutan temel bulgulara, inek sütüne ve laktoz intoleransının görülmesine, beslenme ve diyet ile ilgili bitmeyen şikayetlere yanıt bulunabilmektedir.

Gıda İntoleransı Testi Nasıl Yapılır?

Test sonuçları, tek tek gıda bileşenlerine karşı artan IgG antikoru konsantrasyonları hakkında bilgi sağlar ve bu da, karşılık gelen bulgularla birlikte diyette bir değişiklik için başlangıç noktası teşkil edebilir. Bu değişiklikler sadece bu konuda uzman bir diyetisyen veya doktor ile görüştükten sonra gerçekleştirilmelidir.

Gıda intolerans testi ile belirli antikorların yoğunluğunu belirlenir. Her bir test alanı test edilen besinden birine özel proteinleri içerir. Olası reaksiyon, alanların her birine kan serumu uygula­narak test edilir. Alandaki proteinlerin uygulanan kan tarafından tespit edilmesi halinde bir antijen-antikor kompleksi oluşturulur. Etkinliği kanıtlanmış ELISA yöntemi kullanılarak kompleksler renklendirilir ve dolayısıyla bilgi­sayar tarafından tespit edilebilir.

Gıda İntoleransı Testi Nasıl Yorumlanır?

Sonuçlar, ayrı bir sonuç raporunda derlenir. Burada, tüm test edilen gıdaların immün reaksiyon şiddetleri 5 farklı sınıfa ayrılır. Bu bilgiler ile birlikte, bir uzmana danıştıktan sonra bireysel bir diyet adaptasyonu uygulanabilir. Bu, genellikle kritik gıdaların ortadan kaldırılmasına ve ardından rotasyon diyetine dayanır.

İntolerans şüphesi olan vakalarda, reaksiyon sınıfı 5 olan gıdalar, en az 6 aylığına diyetten çıkarılmalıdır. Reaksiyon sınıfı 4 olan gıdalar ise, 3-6 ay arasında diyetten çıkarılmalıdır. Bu süreçten sonra, bu gıdalar birbirlerinden ayrı şekilde bir günlüğüne tüketilebilir. Tükettikten sonra, 3 günlük perhiz (gözlem safhası) yapılarak, gıda ve bulgular arasındaki olası bağlantı tespit edilebilir.

Test sonucu kişinin vücudunun ihtiyaçları ve iyileşme süreci hakkında daha da bilinçlenmesine yardımcı olmaktadır. Kişi artık kendi bedeni hakkında daha fazla bilgiye sahip olacağı­ için daha fazla seçeneğe sahip olur ve süreci etkileyebilir. Beslenme alışkanlıklarındaki değişim, dışarıdan bir kurum tarafından dayatılan bir kısıtlama değil bir fayda olarak görülmelidir. Kişi kendi kendine vücu­dunun ihtiyaçlarına göre hareket etme yönünde karar verebilir ve böylelikle sağlığını korumayı başarabilir.

Test sonucu, kanda test edilen tüm besin maddelerini göstermektedir. İşaretlenmiş besinler, bağışıklık reaksiyonuna neden olan besinlerdir, yani kanda işaretli besin maddelerine karşı antikorlar bulunmuştur. Bu tür antikor­lar, kandaki "işgalcileri" kontrol etmek için üretilmekte­dir.

Bağışıklık sistemi; gıda yeterince sindirilememişse ve yüksek geçirgenlik nedeniyle bağırsak duvarını geçip bağışıklık sistemi hücreleriyle temas kurmuşsa gıda bileşenlerini yabancı cisim olarak görür. Sindirilemeyen gıda parçacıklarının emilimi nedeniyle bağışıklık sistemine sürekli baskı uygulanması çok fazla enerji gerektirmektedir. Vücut, sindirilemez gıda parçacık­larına karşı antikorlar oluşturmakla ne kadar çok uğraşırsa o kadar yorulur. Bağışıklık sisteminin bu şekilde aşırı zorlanması, "gıda intoleransı" terimi ile ifade edilen özel olmayan patolojik belirtilerin ortaya çıkmasına neden olabilmektedir.

Laboratuvar sonuçlarınız bazı gıdalara karşı intoleransınız var diyorsa;

Test sonuçları belli gıdalara karşı IgG antikor titre düzeylerinin yüksek olduğunu gösterebilir. IgG gıda intoleransının nedeninin, bağırsak geçirgenliğinin artmasıyla birlikte monoton diyet olduğu kabul edilir. IgG-pozitif gıdaların artmış sayısı, bağışıklık sisteminin normalde tanımadığı gıdalara yan etki ile cevap verdiğini göstermektedir.

IgG pozitif gıda tüketilen her seferde, inflamatuvar bir reaksiyon ortaya çıkar ve bu tüm vücudu zayıf düşürür. O nedenle IgG antikor düzeyleri yüksek ve çok yüksek çıkan gıdalardan uzak durarak bağışıklık sistemini stabilize etmek büyük önem taşımaktadır.

IgG-pozitif gıdaların artmış sayısı, bağırsak çeperinin fazlasıyla zedelenmiş olduğunu ve hiper-geçirgenlik ya da geçirgen bağırsak sendromu diye bilinen rahatsızlığa yakalanılmış olabileceğini gösterir. Ayrıca bağırsak florasında ve/veya bağırsak çeperinde bir bozukluk da olabilir. O nedenle, özel bir dışkı tahliliyle bağırsak florasının ve bağırsak çeperinin mevcut durumunun incelenmesi faydalı olabilir. Tecrübeler tek başına test sonucu pozitif gıdalardan uzak durmanın yeterli olmadığını, aynı zamanda rotasyon esaslı bir diyet değişikliğine de gerek olduğunu göstermektedir.

İntestinal Floranın Analizi: IgG-aracılı gıda alerjilerini tetikleyen ya da şiddetlendiren genellikle bağırsak çeperindeki bozukluklardır. O nedenle çeşitli intestinal kontrollerle bağırsak florasının eski sağlığına kavuşturulması şarttır. Bu konuda, özel bir dışkı tahliliyle bağırsak florasının ve bağırsak çeperinin mevcut durumunun açığa çıkarılması faydalı olabilir.

Gelecekte, bağışıklık reaksiyonuna neden olan besin maddelerinden kaçınılması gerekmektedir. Bu, bu besin madde­lerini bir daha asla tüketilmeyeceği anlamına gelmez. Bu besin maddelerinden 8-12 haftalık bir süre boyunca sürekli olarak kaçındıktan sonra bir kısmını eski semptom­lar ortaya çıkmaksızın diyet planına yeniden eklenebilmektedir. Kişi bu konuda mutlaka doktoruna veya beslenme uzmanına danışmalıdır.

Beslenme Alışkanlıklarının Düzenlenmesi

  • Düşük besin değerleri ve istenmeyen etkileri nedeniyle şeker, rafine un ve pudra şekeri ile diğer denatüre edilmiş besinlerden kaçınılmalıdır. Şeker, kan şekeri seviyesinde güçlü bir artışa neden olur ve pankreası önemli ölçüde yorar. Rafine şeker tüketimi bağırsaktaki ortamı (hiperasiditeyi) etkiler ve minerallerin (kalsiyum gibi) ve vitaminlerin (özellikle de vitamin B kompleksinin) kaybına neden olur.
  • Kahve, siyah çay ve alkol özellikle sinir sisteminde istenmeyen rahatsızlıklara neden olabilir. Yemeklerle, fazla miktarda ve düzenli olarak tüketimleri zararlı olabilir. Kahve ya da siyah çayın düzenli tüketil­mesi, özellikle demir başta olmak üzere besinler­den alınan minerallerin emilimini azaltabilir. Bu içecekler uyarıcı olarak düşünül­melidir.
  • Bir öğünde aşırı miktarda yiyecek tüketimi, özellikle çok geç saatlerde metabolik sistemi aşırı derecede zorlar. Mide yiyecekleri ince bağırsağa küçük porsiyonlar halinde aktarmaktadır. Çok fazla gıda tüketilmesi halinde bu gıdanın büyük bir kısmı midede çok uzun süre kalır ve bu da midede baskı hissine ya da mide mukozasında enfeksiyona neden olabilir. Akşam yemeği yalnızca hafif miktarlarda yenilmeli ve akşam 6'dan sonraya bırakılmamalıdır.
  • Her lokma yaklaşık 30 defa çiğnenmelidir ve yarı sıvı besinler tükürükle iyice karıştırılmalıdır. Çiğneme, midede sindirim sıvılarının üretilmesini uyarır. Salya, yiyeceklerin sindirimin ağızda başlamasını sağlayan belirli enzimleri içerir. Yemek hızlı bir şekilde tüketilmemeli ve yerken sadece yemeğe odaklanılmalıdır. Gazete, televizyon, radyo ya da sosyal medyanın dikkat dağıtmasına izin verilmemelidir.
  • Meyve, hayvansal proteinler veya tahılların kombi­nasyonu metabolizmaya etki ederek sıklıkla şişkinliğe ve karın ağrısına yol açmaktadır. Bu nedenle, şişkinlik ve gastrointestinal sistemin diğer reaksiyonlarını önlemek için, meyve her zaman ayrı tüketilmelidir.
  • Gıda intoleranslarının nedenlerinden biri de dengesiz diyet programlarıdır. Örneğin, sabah müsli, öğle yemeğinde makar­na, öğleden sonra kek ve akşam peynirle ekmek yenirse, günde dört kez buğday tüketilmiş olur.
  • Özellikle atopik hastalıklardan (nörodermit gibi) veya rotasyon diyeti denilen diyeti gerektiren gastrointestinal kanal hastalıklarında daha fazla duyarlılığın gelişmesini önlemek için, beslenme alışkanlıklarının değiş­tirilmesi yararlı olacaktır.

Yayınlanma Tarihi: 07 Temmuz 2020

Sosyal Medyada Paylaş