Fiyat Sor | 0 212 314 66 00

SAĞLIK REHBERİ

MEMORIAL WELLNESS İLE SAĞLIKLI VE UZUN BİR YAŞAM

Korku ve Fobilerinizle Yüzleşin!

 

Böcek, sakatlanma, palyaçolar, ölüm... Herkesin korktuğu bir şey var. Ama kişinin yaşamını kendisi için azap verici bir hale getirmeden bu korkularla yüzleşip, tedavi olması gerekiyor. Memorial Wellness Merkezi’nden Psikoterapist Cem Keçe, korku ve fobilerle yüzleşmenin yollarını şu sözlerle anlatıyor:

 Korkmak! Kimse bunu istemiyor. Ama korkuya karşı daha doğru tepki vermeye hazır olmak için bunu iyi anlamayı ve o anda zihninde, bedeninde neler olup bittiğinin farkında olmayı seçebiliyor. “Jean-Paul Sartre, ‘Bütün insanlar korkar. Hepsi! Korkmayan insan, normal değildir’ der. Korkuya ihtiyacımız var. Çünkü bu, tehlike ve tehdit anında dikkatli ve uyanık olmayı, dolayısıyla yaşamda kalma şansını artırmayı sağlayan çok özel bir uyarı. Ancak bazen bu koruyucu sistemde aksama ya da bozulmalar ortaya çıkarak korku bir tür alerjik reaksiyona yani fobiye dönüşebiliyor. Uyarıcı ve koruyucu olmak yerine, kişiye zarar verebiliyor.

Gerçeklerden uzak, abartılı ve bilinçdışı bir korku türü olan “fobi” ise kişinin belirli nesnelerden veya koşullardan kaçmasına, kaçamadığında da şiddetli korku ve heyecan duymasına yol açarak bütün bedeninin irkilmesine, bir facianın gelmekte olduğu hissinin oluşmasına, kalp çarpıntısına, halsizliğe, terlemeye hatta derin bunalım ve depresyona yol açıyor.

 Farklı türleri var

İnsan; çok büyük, aşırı, denetlenemeyen korkulardan ve fobilerden sorumlu değil ama bunlardan sorumlu olmayı ve kontrol etmeyi öğrenmesi gerekiyor. Bir tehlike ya da tehdit karşısında duyulan korku, olağan ve doğal bir durumu ifade ediyor. Öfke, üzüntü, mutluluk ve korku, insanın dört temel duygusunu oluşturuyor. Korku; doğası gereği herkeste görülen, istemsiz, kaçınılmaz ve gerekli bir heyecan. Örneğin, motosiklet kazalarının ciddi yaralanmalar ve ölümle sonuçlanabilecek durumlara yol açabileceğinden korkmak sağlıklı ve saygı duyulması gereken; Pitbull cinsi köpeklerin zarar vermesinden korkarak ne kadar istese de parklara, bahçelere girememek sıkıntı verici; arabadan korkmak, korna sesi duyduğunda sıçramak ve kalp çarpıntısı yaşamak acı verici; bir yakınının vefatının üzerine başına kötü bir şey gelebileceğini düşünerek kendini eve hapsetmek ise gerçek dışı korkuya örnek oluyor.

 Fobiler hayatı zorlaştırıyor

Bir tür kaygı bozukluğu olan fobi, kişinin belirli bir durum, canlı-cansız varlık veya mekana yönelik olarak hissettiği ileri düzeydeki abartılı ve gerçek dışı korku halini tanımlıyor. Fobik kişi, belirli tehlikeleri olması gerekenden daha fazla tehdit edici algılayarak, bunlardan şiddetle kaçınıyor. Kaçınamadığında ise büyük sıkıntı duyarak, tam bir panik hali yaşıyor. Normal ve fobik korku aslında aynı şey değil. Normal korku; şu an ve şimdiye ait olan, bilinçli, zihinselleşmiş ve denetlenebilen bir korkuyu ifade ediyor. Fobik korku ise yakın geleceğe ait oluyor. Bu nedenle kaygı olarak da adlandırılıyor. Fobi veya fobik korku, bu duruma yol açan nesnelerden ya da durumlardan mümkün olduğunca uzak durmaya çalışarak kendini gösteriyor. ‘Korku dolu bir bekleyiş’ halinin hüküm sürdüğü bu tabloda, kişinin yaşamı söz konusu korku çevresinde düzenleniyor. Tüm gayretlere rağmen, korkulan durumla karşı karşıya gelmek kaçınılmaz olursa, büyük bir dehşet ve sıkıntı yaşanıyor. Panik atağa dönüşebilecek kadar yoğun ve çoğu zaman denetlenemeyen bu korku tüm bedene hakim oluyor. Çoğu zaman tehlikeli olmayan durumlara bağlı olan bu korku, hayatı tehlikeye atmasa da yaşam kalitesini düşürüyor”

 İzini bırakıyor

Gerçek bir korku hastalığı olan fobi, kronikleşebiliyor, ciddi sorunlar yaratabiliyor ve yaygınlaşabiliyor. Yaşam doğal yoldan insanları “normal” korkularla karşı karşıya bırakarak, onlarla mücadele etmeyi ve onları kontrol etmeyi öğretiyor. Çünkü tecrübeyle elde edilen korkunun bıraktığı iz, olaylardan ders çıkarmayı ve tekrarlayabilecek olaylara dikkatlice meydan okumayı gösteriyor. Ancak bazen deneyimlerden ders çıkarmak yerine buna neden olan eylemlerden kaçınmak da tercih edilebiliyor.

Sadece basit bir korku ya da kaçma durumu olarak tanımlanamayacak fobiler, bazen korkuyla yüzleşmede yaşanan duygusal başarısızlıklar da olabiliyor. İnsanın en büyük korkularından biri olan zarar verme ve zarar görme nedeniyle, fobik kişiler kendilerini korkutan şeylerden kaçınmak zorunda hissediyor. Bu durumda gerçekten korkulan durumla yüz yüze gelmek çözüm değil. Böylesi durumlarda çare duygusal başarı elde etmekle mümkün. Bunun için korkunun yavaş yavaş azaltılması yani korkulan durumla kontrollü bir şekilde yüzleşip, kendi kendine yardım etme tekniklerini uygulamak gerekiyor. Böylece beyin duygusal olarak gerçek bir korku olmadığını, durumun abartıldığını anlıyor. Geriye sadece beyni aşırı korkuya karşı duyarsızlaştırmak kalıyor. Ancak tehlikeyle birden ve güçlü bir şekilde karşılaşılınca korku daha çok artıyor. Beyin duygusal olarak tehlikenin her zaman var olduğuna inanıyor”

 Terapi ve ilaçla tedavi ediliyor

Fobiler tedavi edilmediği takdirde çok uzun zaman devam edebiliyor. Tedavi olmaksızın düzelen fobik kişi sayısı ise bir hayli az oluyor. Bu amaçla bilişsel-davranışçı psikoterapiler ile ilaçlar kullanılıyor. Çoğu zaman ilaç ve psikoterapi birlikte uygulanıyor. Kişinin korktuğu durumun ayrıntılı bir analizi yapıldıktan sonra bununla git gide artan derecede karşılaşmayı sağlanan “yüzleştirme tekniği” adı verilen yöntem en sık kullanılan davranışçı tekniktir. Böylece kişinin kaçınma davranışını önlemek ve belli durumlarda ortaya çıkan anksiyeteyi azaltmak amaçlanıyor. Fobik kişinin korkusuyla yüzleşmesinin sağlandığı, başlangıçta sıkıntı ve korku verici olan bu işlem, fobik kişi korkulan ortamda yeteri kadar kalabilirse, alışmayla ve korkunun azalmasıyla sonuçlanıyor. Anksiyete ile başa çıkma tedavisinde nefes ve gevşeme egzersizleri, hipnoz, duygusal özgürleşme teknikleri (EFT), göz hareketleriyle duyarsızlaştırma ve yeniden işleme tekniği (EMDR) ile diğer bilişsel davranışçı tekniklerden yararlanılıyor.

Yayınlanma Tarihi: 10 Ocak 2018

Sosyal Medyada Paylaş