Online Randevu | 0 212 314 66 00

SAĞLIK REHBERİ

MEMORIAL WELLNESS İLE SAĞLIKLI VE UZUN BİR YAŞAM

Bilinçsiz Yapılan Düşük Karbonhidratlı Diyetler Hasta Ediyor

Hızlı ve sağlıklı bir şekilde zayıflamak için sıklıkla uygulanan diyetlerin başında  düşük karbonhidratlı beslenme programları geliyor. Ancak bilinçsizce uygulanan diyetler kilo vermek bir yana beraberinde birçok sağlık problemini de getirebiliyor.

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Memorial Wellness Sağlıklı Yaşam Danışmanı Doç. Dr. Gökhan Özışık ve Beslenme Danışmanlarımız, düşük karbonhidratlı diyetler konusunda  dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.

Karbonhidrat belirli oranda sınırlandırılıyor, proteinden zengin besleniliyor

Düşük karbonhidratlı beslenme; meyve, sebze, ekmek ve türevi tahıllar, şeker gibi karbonhidrattan zengin besinlerin sınırlandırıldığı bunun yanı sıra;  et, tavuk, balık, süt ve süt ürünleri, yağlı tohumlar gibi protein ve yağdan zengin besinlerin sıklıkla tüketildiği bir programı içermektedir. Düşük karbonhidratlı beslenme programı ile kısa zamanda içerisinde hızlı bir şekilde kilo kaybı hedeflenmektedir. 

İlk diyet 1800’lü yıllarda uygulandı

Tarihte ilk, düşük karbonhidratlı beslenme örneği Avrupa göçünden önce Kanada’da görülmüştür. Bu beslenme planında sıklıkla balık, vahşi bitkiler ve kırmızı meyveler tüketilmekteydi. 1800’lerin sonlarına doğru yaşam tarzı değişikliği ile özellikle şeker ve unun yaşamlarına girmesiyle sağlık problemleri artmaya başlamıştır. 1862 yılında ise Dr. Harvey tarafından fazla kilolarından dolayı bağcıklarını bağlayamayan bir işçiye düşük karbonhidratlı diyet uygulanmıştır. Diyeti uygulayan işçinin duyma problemleri ve obezite sorunları ortadan kalkmıştır. Daha sonrasında ise birçok doktor tarafından uygulanmaya başlanmıştır. Bunlar arasında en çok bilenen Dr. Atkins diyeti ve metabolik diyet yaygın hale gelmiştir.

Doğru uygulandığında birçok faydası var

Düşük karbonhidratlı diyetin birçok faydası olduğu araştırmalarla kanıtlanmıştır. Araştırmalar, doğru uygulanan düşük karbonhidratlı diyetin epilepsi hastalığının hafiflemesinde, tip-2 diyabetli obez bireylerin glikoz ve insülin direncinin azalmasında etkili olduğunu göstermektedir. Düşük karbonhidratlı diyetin, metabolik sendrom ve diyabet hastalığı ile ilgili komplikasyonları azaltabileceği de bilinmektedir. Farklı bir araştırma ise düşük karbonhidratlı diyetin iç organların çevresindeki yağlanmayı azaltmada, kan trigliserit değerlerini ve metabolik sendromun belirtilerini hafifletmede yardımcı olduğu ortaya koymaktadır.

Yanlış uygulanan diyetler tiroidin çalışmasını etkiler

Bilinçsizce yapılan çok düşük karbonhidratlı beslenmenin yarardan çok zararı olabilmektedir. Çok düşük karbonhidratlı beslenme; kan şekerinin kritik sınırlara inmesine, tiroit bezindeki hormon üretim dengesini bozulmasına ve T3 hormonu üretimi azalırken reverse-T3 adı verilen hormonun artmasına kısacası üretimin “aktif” hormondan “inaktif” hormon olarak değişmesine neden olmaktadır. Bu da hipotiroidi adı verilen tiroit tembelliğinin oluşmasına yol açabilmektedir.

Zayıflamak isterken kronik yorgunluğa davetiye çıkarmayın

Yanlış uygulanan diyetler “stres hormonu” olarak bilinen kortizol hormonunun da artmasına yol açar. Yaşamsal fonksiyonlar için bir numaralı enerji kaynağı olan karbonhidrat girişinin kısıtlanması beyin tarafından “yaşamı tehdit eden bir durum” olarak algılanır. Kortizol artınca vücut kötü gün için yağ depolamaya başlar, sindirim yavaşlar ve halsizlik ortaya çıkar. Kortizol’e olan talebin artması hipotalamus, hipofi, böbreküstü bezleri arasındaki hormonal dengenin aşırı zorlanmasına bu da “kronik adrenal yorgunluk sendromu” adı verilen tabloya yol açabilir.

Yararlı bakteriler azalıp, zararlı olanlar artıyor

Meyve ve sebzelerin eklenmediği bilinçsizce yapılan bir diyet disbiozise; yani bağırsaktaki yararlı bakterilerin azalıp zararlı bakterilerin artmasına neden olur. Bu da protein, vitamin, mineraller gibi besin öğelerinin sindirilememesi, sindirimin yavaşlamasına neden olur. Bunun aksine belirli oranlarda sebze ve meyveler ile dengelenmiş bir diyet bağırsak sağlığını koruyarak sindirime yardımcı yararlı bakterilerin yani probiyotiklerin artmasını sağlar.

Bilişsel ve fiziksel fonksiyonlar zayıflayabilir

Çok düşük karbonhidratlı diyetler bilişsel fonksiyonların zayıflamasına neden olabilmektedir. Beyin hücrelerinin bazıları yağlardan sentezlenen keton cisimcikleri yerine sadece glikozdan enerji ihtiyaçlarını karşılar. Yetersiz ve bilinçsiz beslenme, glikoz kaynaklarının azalmasına neden olup halsizlik hatta fiziksel performansta da zayıflamaya yol açabilir.

Hormon dengesini bozabilir

Yanlış uygulanan çok düşük karbonhidratlı diyetler kadınlarda progesteron, östrojen, LH ve FSH gibi cinsiyet hormonların salgısını azaltıp adet düzensizliğine neden olabilir ve gebe kalmayı zorlaştırabilir. Aynı zamanda yapılan çalışmalar düşük karbonhidratlı diyetleri kısa dönemde düşük yağlı diyetlere göre daha fazla kilo verdirdiği fakat uzun dönemde ise verilen kiloların hatta bazen fazlasıyla geri alındığını göstermiştir.

Sağlıklı bir şekilde kilo verebilmek için...

Düşük karbonhidrat diyetinin doğru uygulanması için bazı noktalara dikkat edilmesi gerekir. Kişiye özel olarak hazırlanan bu beslenme planı; karbonhidrat, protein, yağ, vitamin ve mineraller gibi tüm makro ve mikro besin öğelerini içermelidir. Belirli besinlere karşı bir hassasiyet yoksa özellikle insülin direncini azaltan ve glisemik indeksi düşük mevsim sebze ve meyvelerinin; çavdar ekmeği, tam buğday, yulaf kepeği, kinoa gibi tam tahıl kaynaklarının belirli miktarlarda beslenme programına eklenmesi gerekir. Glisemik indeksi yüksek şekerli içecekler, hazır meyve suları, yoğun şeker içeren tatlılar ve yüksek düzeyde alkol gibi beslenme alışkanlıkları bırakılmalıdır. Bu şekilde sağlıklı bir şekilde kilo kaybı sağlanıp kalıcı bir beslenme alışkanlığı oluşturulabilir.

Yayınlanma Tarihi: 01 Temmuz 2016

Sosyal Medyada Paylaş